IV.BOLUM

☆‘Fâtıma’nın dostları cehennemden uzaktır’☆ Hz. Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ben kızıma Fâtıma adını verdim. Çünkü Allah-u Teâlâ onu ve dostlarını cehennem ateşinden uzak tutacaktır”▪ Şeyh Saduk, Uyun-u Ahbari’r-Rıza (a.s.) isimli eserinde şöyle anlatıyor:▪ Hz. Ali (a.s)'ın şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Resûlullah (s.a.a) buyurdu ki: Kim bilmediği halde halka fetva verirse yerin ve göğün melekleri ona lanet eder.”▪ Hz. Resûlullah (s.a.a)'in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Ben kızıma Fâtıma adını verdim. Çünkü Allah-u Teâlâ onu ve dostlarını cehennem ateşinden uzak tutacaktır.”▪ Hz. Resûlullah (s.a.a)'in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Mûsa b. İmran (a.s) Rabbine şöyle sordu: ‘Ey Rabbim, Sen benden uzak mısın da Seni yüksek sesle çağırayım? Yoksa bana yakın mısın da necvayla sır söyleyeyim?’ Allah-u Teâlâ ona, ‘Ben, beni ananın yanındayım’ diye vahyetti.”▪ Hz. Resûlullah (s.a.a)'in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Allah-u Teâlâ Fâtıma'nın gazabıyla gazaplanır ve onun razı olmasıyla razı olur.”▪ Hz. Resûlullah (s.a.a)'in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Benim Ehl-i Beyt'ime zulmedenlerin vay hallerine! Onları münafıklarla beraber cehennemin en alt katında yanarken görüyor gibiyim.” ▪ Hz. Resûlullah (s.a.a)'in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Hüseyin b. Ali'nin katili ateşten bir tabutun içine konulacak ve bütün dünya ehlinin azabının yarısı ona yapılacak. Onu elleri ve kolları ateşten olan zincirlerle bağlı halde tepe takla cehennemin dibine atacaklar; onun öyle bir kötü kokusu olacak ki, bütün cehennemlikler onun kötü kokusunun şiddetinden Allah-u Teâlâ’ya sığınacaklar. O, devamlı bu ateşte kalacak ve Hüseyin'in öldürülmesinde kendisine eşlik edenlerle birlikte elemli azabı tadacaklar. Onların derileri yandıkça Allah-u Teâlâ onlara yeni deriler verecek, bir an dahi bu azap onlardan hafifletilmeyecek. Su istediklerinde cehennemin pis kokulu irininden içirilecekler. Cehennem azabından dolayı yazıklar olsun onlara!” ▪ Hz. Peygamber (s.a.a)'in şöyle buyurduğunu nakledilmiştir: “Parmağınıza akik yüzük takınız. Çünkü o, parmağınızda olduğu sürece keder ve gam görmezsiniz.” ▪ Hz. Resûlullah (s.a.a)'in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Kim ahir zamanda bizimle savaşırsa Deccal'ın ordusunda bizimle savaşmış gibidir.” ▪
SAYFA ● 51 ● HZ.FÂTIMA'NIN ANNESİ HZ.HATİCE

   HZ. FATMA NİN HZ. PEYGAMBERE OLAN BENZERLİĞİ 
 
   Hz. Fâtımâ Resulüllah’ın ilgisi ve terbiyesi ile yetişiyordu. Ve büyüdükçe vücut olarak O’na en benzeyen kişi oldu. 
 
   Sahabesinin içinde, O’nun fikirlerini en iyi anlayan ve İslam’ı hayatına en güzel şekilde geçiren kişi de Hz. Fâtımâ oldu. 
 
   Pek çok hadisle sabittir ki, Hz. Fâtımâ Resulüllah’a en çok benzeyen insandır. 
 
   1▪Tirmizi’de Hz. Aişe’den şöyle rivayet edilmiştir: 
 
   “Ben Resulüllah’ın (s.a.v.) kızı Fâtımâ kadar; oturup kalkmasında, davranış, tutum ve vakarında Resulüllah’a benzeyen birisini 
görmedim.”53 
   2▪Ahmed ibn Hanbel, Enes bin Mâlik’den şöyle rivayet eder: 
 
   “Hiç kimse Hasan bin Ali ve Fâtımâ kadar, Resulüllah’a benzemiyordu.”54 

▪53 - Tirmizi, Sünen, c. 2, s. 319 ▪54 - Ahmed b. Hanbel, Müsned, Müsned-ü Enes b. Mâlik, hadis. 12263 c. 3, s.146 


SAYFA ● 52 ● HZ.FÂTIMA'NIN ANNESİ HZ.HATİCE

    3 ▪Hâkim, Hz. Aişe’den rivayet ediyor: 
 
    “Ben, Fâtımâ kadar konuşmasında ve sohbetinde Resulullah’a benzeyen birisini görmedim. Fâtımâ, Resulüllah’ın bulunduğu yere geldiğinde, Peygamber O’na “hoş geldin’ der, (sonra) yerinden kalkıp Fâtımâ’ya doğru gider; elinden tutup öper ve kendi yerinde oturturdu.”55 
 
   4▪Ümmü Seleme’den şöyle bir rivayet vardır: 
 
   “Resulüllah’ın (s.a.v.) kızı Fâtımâ, insanlar içinde yüz ve sîmâ olarak Resulüllah’a en çok benzeyen kimseydi.”56 
 
    5▪Hz. Aişe’den şöyle  nakledilmektedir: 
 
    “Hz. Peygamber (s.a.v.) Fâtımâ’yı (a.s.) saçından çok öperdi.”57 

▪55 Hakim, Müstedrekü’s-Sahihayn, c. 3, s. 154 ve 159 ▪56 Keşlîi’l-Gumme, c. 1, s. 471 ▪ 57 Muttaki, Kenzü’l-Ummal, c. 7, s. 111 


SAYFA ● 54 ● HZ.FÂTIMA'NIN ANNESİ HZ.HATİCE

yeryüzünde her bir çadır ve kulübeye izzet veya zillet sokar. Bu işin kapsayışı gecenin her tarafı kapsaması gibidir.”59 
 
    2 ▪Muhibbuddin Taberî, Hz. Aişe’den şunları naklediyor: 
 
   “Hz. Resulüllah (s.a.v.) bir gün Fâtımâ’nın boğazının altındaki çukurdan Öptü.”60 
 
    3▪Ebu Davud, Sünen’inde Resulüllah’ın (s.a.v.) hizmetkârı Sevban’dan nakille şöyle anlatıyor: 
 
    “Resulüllah (s.a.v.) yolculuğa çıktığında, ailesinden en son görüştüğü kimse Fâtımâ (a.s.) idi ve yolculuktan döndüğünde ilk uğradığı kimse Fâtımâ (a.s.) idi.”61 
 
    4▪Hâkim Ebu Salebe’den nakille.  anlatıyor: 
 
    “Resulüllah (s.a.v.) savaştan veya yolculuktan döndüğünde, mescide gider ve orada iki rekat namaz kılardı; sonra Fâtımâ’yı (a.s.) görmeye giderdi ve daha sonra hanımlarının yamna gelirdi.”62 
 
    5 ▪ Hz. Fâtımâ’nm (a.s.) yanlarında olmadıkları bir vakitte Resulüllah (s.a.v.), Hz. Ali’ye (a.s.) sırasıyla; Allah’ı, Resulü’nü, Fâtımâ’yı ve çocuklarını sevip sevmediğini sordu. İmam Ali (a.s.) hepsine “evet” cevabım verdi. 
 
    Resulüllah (s.a.v.), “Ya Ali! Gönül bir tane, sevgi ise dört. .. Bir kalbe bu kadar sevgi nasıl sığıyor?” diye sordu. Hz.Ali (a.s.) cevap veremedi. Ve Resulüllah (sav)’in yanından ayrıldı. Hz. Fâtımâ (a.s.) eşini üzgün görünce sebebini sordu. O da anlattı. Basiret, hikmet ve üstün bir zekaya sahip olan Hz. Fâtımâ (a.s.) gülümseyerek: 
 
    “Ey Ali, babamın yanına git ve bu soruyu, “Ey Allah’ın Resulü, sağ-sol ön-arka diye insanın yönleri vardır. Kalbin de böyle cihet

▪59 - Ebu Nuaym, age. 
▪60 - Taberî, Zehairü’l-Ukba, s. 36 ▪61 - Sünen, Ebu Davud, c. 2, 6 ▪62 - Hakim, Müstedrek, c. 3, s. 155 


SAYFA ● 55 ● HZ.FÂTIMA'NIN GENÇLİK YILLARI 

leri vardır. İşte ben Yüce Allah’ı, aklım ve imanımla; sizi ruhum ve imanımla; Fâtımâ’yı insanî nefsim ile; çocuklarımı da babalık şefkatimle severim” diye cevaplandır.” 
 
    Hz. Ali sevinçle kalkarak Resulüllah (s.a.v.)’in yanına gitti ve aynı şekilde sorusunu cevaplandırdı. Resulüllah (s.a.v.) bu sözlerin Hz. Fâtımâ (a.s.)’dan olduğunu anladı. Ve tebessüm ederek: 
 
    “Ey Ali! Bu sözler senin değil; ancak peygamber ağacının dalından derilmiş bir meyvedir” buyurdu"63 
 
   "Fâtımâ (a.s.) şöyle buyuruyor: 
 
   “Peygamberin çağırmasını kendi aranızda, bir kısmınızın bir kısmını çağırması gibi saymayın” 64 ayeti indiğinde Ben artık Babama “Baba” diye hitap etmiyordum, “ya Resulallah’diyordum. 
 
    Birkaç defa O’nu böylece çağırdım fakat cevap vermedi.Daha sonra şöyle buyurdu: 
 
    “Fâtımâcığım bu ayet Senin ve evlatların hakkında nâzil olmamıştır, sen bendensin, ben de sendenim. Bu ayet Kureyş’in mütekebbirleri hakkında nâzil olmuştur. Sen Beni “baba” diye çağır, Bana baba de... Çünkü böyle söylemen kalbimi diriltiyor ve âlemlerin Rabbini hoşnut ediyor.” 65 
 
    7▪Hz. Aişe’den şöyle nakledilmektedir: “Hz. Peygamber (sav.) Fâtımâ’yı saçından çok öperdi.” 66 
 
   8▪Hz. Fâtımâ (a.s)’ın babası ile arasındaki ilişki o kadar derin idi ki, hanımları ile arasındaki hukuku bile, yeri geldiğinde, Fâtımâ (a.s,) dengeleyebiliyordu.

▪63 Mücavi, Feyz’ül-Kadir, 4/421; İbn Hacer, El-İsabe, 8/ 107 ▪64 Nur, 63 ▪65 Beytü’l-Ahzan, s. 10 ▪66 Muttaki, Kenzü’l-Utrunal, c. 7, s. 111 


SAYFA ● 56 ● HZ.FÂTIMA'NIN GENÇLİK YILLARI 

   “Bir gece Hz. Muhammed Bâki Mezarlığı’ na gidip orada yatanlar ıçin mağfıret diledi ve ondan sonra da Uhud şehitlerinin kabirlerini ziyaret etti. Onlar ıçin şefaat dilemeye memur edilmişti. 
 
   Bu ziyaret sırasında ol Hazreti Resul’e bir baş ağrısı geldi. Mü barek alnını bir bağ ile sıkıca bağladı. Meymune’nin hücresine döndü. İster istemez bu evde kaldı. Sonra, “Yarın Benim gideceğim ev hangisidir?” diye buyurdu. 
 
Hz. Fâtımâ (a.s.) Hz. Peygamberi ıstırap içinde bulunca, mü’minlerin anaları olan Hz. Muhammed (s.a.v.)’in hatunlarına: 
 
    “Ey ismet saadethanesinin kadınları” dedi, “Hz. Resul (s.a.v.) rahatsızdır. Her gün bir eve gitmesi zordur. Bir yerde oturup kalmasına razı olun. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin pak kadınları bu teklifi kabul etti. . .”67 
 
    9▪Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Fâtımâ (a.s.)evlendikten sonra sık sık “Seni kendi yanımda bir eve taşımak istiyorum” buyurmuştur. Evlendiğinde dahi kendi yanından ayırmak istememiştir. 
 
    Harise bin Numan ise o sıralarda Medine’de pek çok eve sahipti. Allah Resulü (a.s.) Hz. Aişe ile evleneceği zaman da evini boşaltarak Peygamberimize (s.a.v.) vermişti. 
 
    “Hz. Fâtımâ (a.s.), Peygamber Efendimize (s.a.v.), “Harise b. Numan ile konuşsan da evlerinden birinde oturmamız için bize müsaade etse’ dedi. 
 
    Resulüllah (s.a.v.), “Ben ona böyle bir şey söylemekten hayâ ederim. o daha önce Bana bir ev verdi. Şimdi ondan tekrar böyle bir şey isteyemem’ buyurdu. 
 
    Allah Resulü (s.a.v.) ile kızı arasında geçen konuşmadan daha sonra haberdar olan Harise b. Numan, hemen Allah Resulü’nün (s.a.v.) yanına geldi ve O’na: 

▪67 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s.132 


SAYFA ● 57 ● HZ.FÂTIMA'NIN GENÇLİK YILLARI 

   “Ya Resulallah! Fâtımâ (a.s.)’ın Sana yakın bir yerde oturmasını istediğini duydum. Benim şu evim Neccaroğulları’nın Sana en yakın olanı ve en güzelidir. Ya Resulallah! Ben de, malım da Allah ve Resulüne (s.a.v.) aidiz. Vallahi, evimi kabul etmeniz, reddetmenizden daha fazla sevindirir beni” diye yalvarırcasma evinin Fâtımâ (a.s.) annemize verilmesini istedi. Allah Resulü (s.a.v.), “Doğru söylüyorsun, Allah hayrını mübarek kılsın!” buyurdu. Daha sonra Hz. Fâtımâ (a.s.) bu eve taşınmıştır.68

▪68 İbn-i Sa’d, Tabakat, c. 8, s. 166 

-