V.BOLUM


SAYFA ● 61 ● HZ.PEYGAMBERİN BİR PARÇASI OLARAK HZ.FATIMA

   HZ. FATIMA RESULÜLLAH’IN BİR PARÇASIDIR 
 
    Hz. Peygamber (sav.) defalarca Hz. Fâtımâ (as)’ın Kendinin bir parçası olduğunu ifade etmiştir. 
 
    “Parça” ifadesi, bazı hadislerde örneğini gördüğümüz gibi gerçekten babalık yönünü işaret etmektedir. 
 
    Ancak “parça” kelimesi ile asıl anlatılmak istenen bizce Hz. Fâtımâ (a.s.)’ın Resulüllah (s.a.v.)’in düşüncelerini en iyi anlayan, O’nun getirdiği kuralları hayatının her safhasmda en iyi uygulayan kişi olmasındandır. 
 
    Diyebiliriz ki, Hz. Fâtımâ (a.s.) Resulüllah (s.a.v.)’in kadın hâlidir. Sadece O’nda peygamberlik makann yoktur. 
 
   1▪ Bir gün Resulüllah (s.a.v.) Fâtımâ (as)’ın elinden tutarak halkın yanına çıktı ve şöyle dedi: 
 
    “Şu kızı tanıyan tanıyordur. Tammayan da bilsin ki O, Muhammed (s.a.v.)’in kızı Fâtımâ’dır. 0 Benim bir parçamdır. Göğsümün içindeki kalbimdir. O’nu inciten Beni incitmiş olur. Beni inciten de 
 
    Allah’ı incitmiş olur.”69 

▪69 El-Fusulu’l-Muhimme, s. 144; El-Muhtasar; Tefsir’us-Salebi, s. 133 


SAYFA ● 62 ● HZ.PEYGAMBERİN BİR PARÇASI OLARAK HZ.FATIMA

    2 ▪ Resulüllah’ın ashabına Fâtımâ’yı tanıtırken sarf ettiği cümle çok açıktır: 
 
    “Fâtımâ Benden bir parçadır. O’nu öfkelendiren Beni öfkelendinniş olur.” '70' 
 
    3▪Resulüllah (s.a.v.) Hz. Fâtımâ’ya şöyle buyurdu: “Allah-u Teala Senin gazabınla gazablanır, rızanla da razı olur.” '71' 
 
    4 ▪ Misver b. Mahrame diyor ki: 
 
   “Allah’ın Resulü’nü (s.a.v.) minberin üzerinde şöyle buyururken işittim: ' 
 
    “Haşim b. Muğiraoğulları kızlarını Ali b. Ebi Tâlib ile evlendirmek için Benden izin istediler. Buna izin vermem; asla izin vermem! Ancak Ebu Tâlib’in oğlu, kızımı boşadıktan sonra onların kızıyla evlenmek isterse o başka! Çünkü Fâtımâ Benden bir parçadır; O’nu endişeye sokan Beni de endişeye sokar, O’nu üzen Beni de üzer. Allah’ın Resulü’nü üzeninse amelleri boşa gider!” '72' 
 
    5 ▪ Misver b. Mahrame şöyle dedi: 
 
   “Allah’ın Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Fâtımâ (as.) Benden bir çiğnemlik ettir-yahut parçadır. " '73' 
 
    6▪Misver b. Mahrame diyor ki: 
 
    “Allah’ın Resulü’nün (s.a.v.) Mekke’de minberin üzerinde şöyle buyurduğunu işittim:“Haşim b. Muğira oğulları kızlarını Ali b. Ebi Tâlib ile evlendirmek için Benden izin istediler. Buna izin vermem! Ancak Ebu Tâlib in oğlu, kızımdan ayrılıp onların kızıyla evlenmek isterse o başka! 

▪70 -Buhari, Sahih, 5/36 
▪71 -Yenabi’ül-Meveddet, s. 203 
▪72 -Buhari, Sahih, Menakıb 40, 59; Ebu Davud, Sünen, Nikah 13; İbn Mâce, Sünen, Nikah, 56 ▪73 - Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/326; Müslim, Sahih, Sahabe, 95, 96 


SAYFA ● 63 ● HZ.FÂTIMA'NIN GENÇLİK YILLARI 

    Sonra devam etti: “Fâtımâ (a.s.) Benden bir parçadır; O’nu üzen Beni de üzer, O’nu endişeye sokan Beni de endişeye sokar. Ebu Tâlib’in oğlunun, Allah’ın düşmanının kızıyla, Allah’ın Peygamberinin kızını bir nikah altında toplaması uygun düşmez.” '74' 
 
    7▪İslam Peygamberi, Hz. Fâtımâ (a.s.) hakkında şöyle buyurmuştur: 
 
    “Kızım Fâtımâ (a.s), her iki cihan kadınlarının hanımefendisidir. Fâtımâ, bedenimin bir parçasıdır. 
 
    Fâtımâ, gözlerimin nurudur. 
 
   Fâtımâ, kalbimin meyvesidir. 
 
   Fâtımâ, Benim ruhum ve canimdır. 
 
   Fâtımâ, insan şeklinde bir nurdur. 
 
   Fâtımâ, Allah karşısında ibadet mihrabında durduğu zaman, yıldızların yeryüzündekilere nur saçtığı gibi O’nun vücudunun nuru da gökyüzündekilere nur saçmaktadır. Allah Teala (o halde) meleklere şöyle buyuruyor: “Ey meleklerim! Bakın Benim kulum (Fâtımâ) Benim korkumdan nasıl da titriyor. Fâtımâ tüm Vücuduyla Bana itaat ediyor. Şahit olun ki, O’nun taraftarlarını cehennem ateşinden güvende kıldım.” '75' 
 
   8▪Resulüllah (s.a.v.) vefatına yakın bir zamanda Hz. Fâtımâ (as)’ın elini, Hz.Ali’nin (a.s.) eline koyarak şöyle buyurdular: 
 
    “Ey Ebe’l Hasan! Bu Allah’ın emaneti ve O’nun Resulü olan Muhammed (s.a.v.)’in Senin yanındaki vediasıdır. Öyleyse Beni Senin hakkında gözet ve biliyorum ki, Sen bunu yapacaksın. 
 
    Ey Ali! Allah’a andolsun ki, O (Fâtımâ) geçmiş ve gelecekteki 

▪74 -Tirmizi, Sünen, Menakıb, 60; Ebu Davud, Sünen, Nikah, 13 ▪75 Biharü’l-Envar, c. 28, s. 38; c. 42, s. 172 


SAYFA ● 64 ● HZ.FÂTIMA'NIN GENÇLİK YILLARI 

cennet kadınlarının en üstünüdür. Allah’a and olsun ki, O, büyük Meryem’dir. Bil ki, Allah’tan O’nun ve Senin için dua ettim, Allah da duamı kabul buyurdu. . .“ Ey Fâtımâ Sen razı olmadıkça, Ben razı olmayacağım.” '76' 
 
   9▪Resulüllah (sav.) şöyle buyurdu: 
 
   “Fâtımâ kalbimin sürürudur. Oğulları ise ilmimin semeresidir. Kocası da gözlerimin nurudur. Evladından olan imamlar da, Rabbimin emanı ve gökten yere uzanmış Allah’ın ipidir. Her kim onla
ra tutunursa kurtulur ve her kim muhalefet ederse aşağılara düşüp helak olur.” '77' 
 
   10▪Hakim, Müstedrek’üs-Sahihayn’da Ubeydullah ibn Ebi Rafı’den o da Misver ibn Mahrame’den rivayet etmiştir: 
 
    “İmam Hasan’ın oğlu Hasan, bana bir adamı görücü olarak gönderip kızıma tâlip oldu. Ona “Akşam vakti yanıma gelsin’ dedim. 
 
    O (İmam Hasan’ın oğlu Hasan) da akşam vakti geldi. Allah’ı hamd ü senâ ettikten sonra dedim ki: 
 
    “Allah’a yemin ediyorum ki, sizin akrabalık ve yakınlığınızdan daha çok sevdiğim bir akrabalık ve yakınlık yoktur. Ama Resulüllah (s.a.v.) buyurmuştur ki: “Fâtımâ Benim vücudumun bir parçasıdır; O’nu üzen şey Beni de üzer ve O’nu hoşnut eden Beni de hoşnut eder. Ve kıyamet günü akrabalık bağlan hep kopar; sadece Benim soyum ve yakınlarım arasındaki bağlılık hariç.’ 
 
    Senin yanında Fâtımâ’nın soyundan bir kız vardır. Eğer Ben kızımı Senin eşin yapacak olursam bu O’nu üzer.’ 
 
    Böylece Hasan onun özrünü kabul ederek ayrıldı.” '78' 

▪76 - A. K, c 22, s. 484-491 
▪77 - ElBelhi, Yenabi’ ülMeveddet, s. 82 ▪78 Hâkim, Müstedrek, c. 3, s. 158 


SAYFA ● 65 ● HZ.FÂTIMA'NIN GENÇLİK YILLARI 

   RESULÜLLAH HZ. FATIMA’NIN DÜNYAYA MEYLİNE HER ZAMAN ENGEL OLMUŞTUR 
 
    1▪İmam Muhammed Bâkır (a.s) şöyle buyuruyor: 
 
   “Peygamber (s.a.v), sefere gitmek istediğinde Kendisiyle en son veda ettiği şahıs Fâtımâ (a.s) idi. Seferden döndüğünde de ilk önce Fâtımâ (a.s)’ı görmeye gidiyordu. 
 
    Hazreti Peygamber, seferlerinin birinde Fâtımâ (a.s)’ın evine vârid oldu ve Hz. Fâtımâ’nın, Hasan (a.s) ve Hüseyin (a.s)’ın kollarına gümüşten bir künye taktığını ve kapıya bir perde astığını gördü. Sonra hayretler içinde onlara baktı ve her zamankinin aksine Fâtımâ (a.s.)’ın evinde durmaksızın hemen geri döndü. 
 
    Fâtımâ (a.s) bu duruma üzüldü ve meseleyi anladı; işte bundan dolayı perdeyi açtı ve Hasan ve Hüseyin’in künyelerini kollarından çıkardı ve Hasan ve Hüseyin vesilesi ile onları Peygamberin (s.a.v.) huzuruna gönderdi. 
 
   Peygamber (sav.) iki nur-u aynını okşadı ve künyelerini de camide yaşayan fakirler arasında taksim etti. 


SAYFA ● 66 ● HZ.FÂTIMA'NIN GENÇLİK YILLARI 

    2▪Hz. Fâtımâ (a.s.) Hz. Peygambere (s.a.v.) hâlini anlatıp, O’ndan bir cariye isteyince, Resulüllah (s.a.v.) ağladı ve şöyle dedi: 
 
    “Ey Fâtımâ! Beni hak ile gönderen Allah’a yemin ederim ki, şu anda mescide yiyecek yemekleri ve giyecek elbiseleri olmayan dört yüz tane adam bulunuyor. Eğer bir şeyden endişe etmeseydim, istediğini verirdim. 
 
    Ey Fâtımâ! Sevabın senden ayrılıp cariyeye gitmesini istemiyorum. Ali b. Ebi Tâlib’in kıyamet günü, hakkını Senden talep ederek Allah huzurunda Senden davacı olmasından korkuyorum.” 
 
    Sonra Peygamberimiz (s.a.v.) Fâtımâ (a.s.)’a tesbih namazını! duasını öğretti. 
 
    Bunun üzerine Hz. Fâtımâ’ya, Emir’ül-mü’minin Ali (a.s.) şöyle der: “Sen Resulüllah’tan dünya malını istemek için gittin, Allah bize ahiret sevabı verdi.”79 

▪79 - Biharü’l-Envar, c. 43, s. 85 


SAYFA ● 67 ● HZ.FÂTIMA'NIN GENÇLİK YILLARI 

   HZ. FATIMA RESULÜLLAH’I, KENDİ NEFSİNE VE ÇOCUKLARINA HER ZAMAN TERCİH EDERDİ 
 
    1 ▪ Abdullah ibn-i Hamdi, Cabir ibn-i Abdullah’dan rivayet etmiştir ki: 
 
    “Resulüllah (s.a.v.) birkaç gün yemek yemeden geçirdi. Bu durumdan meşakkate düşen Resulüllah (s.a.v.) (bir şey bulmak için) hanımlarının evlerinde yiyecek bir şey aradı ama bir şey bulamadı. 
 
    Bunun üzerine Fâtımâ (as)’ın yanına gelip, “Kızım yiyecek bir şeyin varsa getir yiyelim, ben açım’ dedi. 
 
    Fâtımâ (a.s.): “Allah’a and olsun ki, bizde hiçbir şey yoktur’ diye cevap verdi. 
 
    Hz. Resulüllah (s.a.v.) oradan ayrıldığında, Hz. Fâtımâ’nın komşusu iki tane ekmek ve biraz da eti Fâtımâ (a.s)’a gönderdi. O da onları alıp bir kabın içerisine bırakıp üzerini örttü. 
 
    Kendisi ve çocukları günlerce yemeğe muhtaç olmasına rağmen, “Resulüllah’ı (s.a.v.) kendim ve yanımdakilere tercih edeceğim’ dedi. 


SAYFA ● 68 ● HZ.FÂTIMA'NIN GENÇLİK YILLARI 

    Sonra Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.)’ı dedeleri Resulüllah (s.a.v.)’in peşi sıra gönderdi ve Resulüllah (s.a.v.) geri döndü. 
 
    Fâtımâ (a.s.): “Çocuklarım Sana feda olsun, Allah bize bir şey verdi ve Ben onu Senin için ayırdım’ dedi. 
 
    Peygamber de (s.a.v.): “Getir ’ diye buyurdu. Onu getirip üzerini açtığında kabın (ekmek ve et ile) dolu olduğunu gördü. Gördüğüne şaşırdı ve bunun Allah’ın bereketi olduğunu anladı. Bunun için Allah’a hamd edip, Peygambere salavat getirdi. 
 
    Peygamber (s.a.v.): “Bunu nereden elde ettin’ diye sorunca Fâtımâ (a.s.): “Bu Allah’ın indinden (gelen) bir nimettir, Allah dilediğine hesapsız rızık verir’ dedi. 
 
    Resulüllah (s.a.v.) de Allah’a hamd ederek şöyle buyurdu: 
 
    “Hamd olsun Allah’a ki, Seni, Ben-i İsrail’in kadınlarının en üstününe benzetmiştir. Ona da Allah güzel bir rızık verince eğer o rızıktan sorulsaydı; bu Allah’ın indindendir; gerçekten Allah dilediğine hesapsız rızık verir, derdi.’ 
 
    Sonra Resulüllah (s.a.v.) Ali (a.s.)’ı çağırdı. O da geldi. Resulüllah (s.a.v.) Ali (a.s.), Fâtımâ (a.s.), Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.) ve Peygamberin bütün hanımları o yemekten doyuncaya kadar yediler. Ama kap yine olduğu gibi dolu kalmıştı. 
 
    Fâtımâ (a.s.) demiştir ki: Ben o yemekten bütün komşularıma da verdim. Allah ona bereket ve kalıcı bir hayır vermişti. Kaptaki yemeğin aslı iki tane ekmek ve bir parça etten ibaretti, geri kalanı ise Allah’ın verdiği bereket idi.” '80' 
 
    2 ▪ Resulüllah (s.a.v.) vefatı ile neticelenen hastalığının son dönemlerinde minberden şöyle buyurmuştur: 

 ▪80 Bu rivayet, “Zekeriya, O’nun yanına mabede her girişinde orada bir rızık bulur. . .” ayetinin tefsirinde yer alır. Sa’lebi, Kısas’ül-Enbiya, s. 513; Suyüti, ed-Durrü’l-Mensur 


SAYFA ● 69 ● HZ.FÂTIMA'NIN GENÇLİK YILLARI 

    “Ey kavmim! Size hükümleri bildirdim. Islahınıza çalıştım. Ve belalara uğradım. Artık sohbetinizden ilgi kesmek ve sizden uzaklaşmak zamanı geldi. Kimin ki ben de hakkı varsa alsın. 
 
    Kimin ki müşkülü varsa sorsun. Ki Allah’m yanına bütün davalardan el etek çekmiş olarak gideyim ve Allah’a yüz tutan eteğime hiçbir asılı el kalmasın, haksızlığımdan şikayet eden hiçbir el onu tutmasın.” 
 
    Bunu söyledikten sonra minberden indi. Cemaatle öğle namazını kıldı, yeniden minbere çıktı. Önceki söylediği şeyleri tekrarladı. Orada bulunanlardan birisi ayağa kalkarak dedi ki: 
 
    “Ya Resulallah! Senin zimmetinde benim alacağım üç dirhem var.” 
 
    Hz. Muhammed (s.a.v.) üç dirhem borcunun alacaklıya ödenmesi işini Hz.Ali (a.s.)’a buyurdu, o da ödedi. 
 
    Bundan sonra ashabdan Ukkaşe adında biri ayağa kalktı, dedi ki: 
 
    “Ya Resulallah! Tebük gazâsından dönerken deveye bir kamçı vunnuştun, kamçı deveye vurmadı, bana erişti. O vuruştan son derece acı duydum. Şimdi kısas isterim. 
 
    Hz. Peygamber (s.a.v): “Allah sana hayrı rahmet kılsın ki, bu kısası ahrete bırakmadın, dünyada diledin” buyurdu. 
 
   Sonra Ukkaşe’ye sordu: “O kamçıyı tanır mısın?”Ukkaşe cevap verdi: “Deri terbiyesinden tutulmuş bir kamçı idi.” 
 
    Hz. Peygamber (s.a.v.): “O kamçı 
Fâtımâ-i Zehra’nın evindedir. Hemen getirsinler” diye emir buyurdu. 
 
    Selman aldığı bu emir üzerine Fâtımâ (as)’ın evine koştu. KaPlSının önüne gelince: 
 
    “Esselamünaleyküm ya Ehl’el Beyt!” diye seslendi. Hz. Fâtımâ (âl-sas,) Selman’ın sesini işitince: 


SAYFA ● 70 ● HZ.FÂTIMA'NIN GENÇLİK YILLARI 

    “Ey Selman! Ne hacetin var?” diye sordu. Selman cevap verdi: “Hz. Resul filan kamçıyı istiyor,” 
 
    Fâtımâ (a.s.) sordu: “Ey Selman, hasta halinde bu kamçıyı niçin istiyor?” 
 
    Selman olanı biteni anlattı. Hz. Fâtımâ (a.s.): 
 
    “Hz. Resul hasta yatmaktadır. O’nda kamçıya dayanacak güç ihtimali yoktur” dedi. 
 
    Hemen Hasan (a.s.)’la Hüseyin (a.s.)’ı çağırdı: 
 
    “Ey ciğer köşelerim” dedi. “Dedenizden bir hak isteniyor. Adaletin yerine gelmesi lazım. Yürüyün, O’nun yerine kamçılanmayı kabul edin.” 
 
     Selman, Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.) ile kamçıyı aldı. Mescidi Şerif’e geldi. Mescidde bulunan cemaatin velvelesi gökkubbeye çıktı. Herkes Ukkaşe’den kısastan vazgeçmesini söylüyordu. 
 
    Birazdan Ukkaşe’nin gerçek niyeti ortaya çıktı. 
 
    Ukkaşe, “Ey Allah’ın Resulü! Benim bu ısrarımda iki muradım vardı. Biri buydu ki, Senin insaflı olduğunu halka göstermekti. Biri de mübarek vücuduna yüz sürmek, cehennem ateşinden kurtulmaktı.” 
 
    Eğer Ukkaşe gerçekten diyet istese idi, Hz. Fâtımâ (a.s)’ın yetiştirdiği Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.) hiç çekinmeden bu diyeti yerine getirecekti. '81' 

▪ 81 - Fuzuli Kerbela Şehitleri,s.138-139

SAYFA ● 71 ● HZ.FÂTIMA'NIN GENÇLİK YILLARI 

    RESULÜLLAH DA HZ. FÂTIMÂ’YI KENDİ NEFSINE TERCİH ETMİŞTİR 
 
    “Nübüvvet Şahitleri’ isimli eserde şöyle bir rivayet vardır: 
 
    Bir gün Hz. Muhammed (sav.) Hz. Hüseyin (a.s.)’ı bir dizi üzerine ve Ibrahim’i de öteki dizi üstüne almış okşamakta idi. Hz. Cebrail de orada bulunuyordu. 
 
    “Ya Resulallah” dedi. “Hz. Allah bu iki inci tanesini bir ipliğe bu kadar düzgünce dizip bir araya getirmez. Birinin kaldırılmasına rıza göstermen gerek.” 
 
    Hz. Muhammed (sav.) buyurdu ki: 
 
    “Eğer İbrahim ölürse Beni büyük bir elem boğar. Fakat Hüseyin ölürse bana, Ali Murteza’ya ve Fâtımâ-i Zehra’ya ıstırabı düşer. Bana has musibeti, herkese gelen musibet üzerine ihtiyar ederim.” 
 
    Bu olaydan üç gün geçmişti ki, İbrahim öldü (Allah rahmet eylesin.) Ondan sonra da Hz. Muhammed, ne zaman Hz. Hüseyin’i elinden tutup O’na güzel sözler söylese şöyle derdi: 
 
    “Merhaba, ey kendisine sevgili oğlumu feda ettiğim ciğerparem!” 

-