II.BOLUM

☆ BİR MÜBAREK SEFER OLSADA GİTSEM ■ arayı bulsam izini▪ İzinin tozuna sürsem yüzümü▪ Hakk nasip eylese görsem yüzünü▪ Ya Muhammed canım arzular seni▪ ■ Yunus meth eyledi seni dillerde▪ Dillerde dillerde hem gönüllerde▪ Ağlayı ağlayı gurbet ellerde▪ Ya Muhammed canım arzular seni▪ ■ Bir mübarek sefer olsa da gitsem▪ Kâbe yollarında kumlara batsam▪ Hûb cemalin bir kez düşte seyretsem▪ Ya Muhammed canım arzular seni▪ ■ Yunus meth eyledi seni dillerde▪ Dillerde dillerde hem gönüllerde▪ Ağlayı ağlayı gurbet ellerde▪ Ya Muhammed canım arzular seni▪ ■ Ali ile Hasan, Hüseyin anda▪ Sevgisi gönlümde, muhabbet canda▪ Yarın mahşer günü Hakk divanında▪ Ya Muhammed canım arzular seni▪ ■ Yunus meth eyledi seni dillerde▪ Dillerde dillerde hem gönüllerde▪ Ağlayı ağlayı gurbet ellerde▪ Ya Muhammed canım arzular seni▪
SAYFA ● 25 ● HZ.FÂTIMA'NIN ANNESİ HZ.HATİCE

    ☆ HZ. FATIMA VARLIK ALEMİNE İLAHİ BIR EMİRLE GELMİŞTİR 
 
    Son Peygamberin neslini devam ettirecek olan kişi işte böyle bir anadan ve âlemlerin hürmetine yaratıldığı bir büyük Resul’den dünyaya gelmiştir. 
 
   Ancak Cenab-ı Hak, Hz. Fâtımâ yaratılmadan önce Hz. Peygamberi (s.a.v.) dahi O’nun için hazırlamıştır. 
 
   Bu konudaki rivayet şöyledir: 
 
   “Resulüllah (s.a.v.) Ebtah denilen yerde oturuyorken, Hz. Cebrail gelir ve O’na şöyle seslenir: 
 
   Ey Muhammed! Yüceler yücesi Rabbin Sana selam söyler. Kırk sabah boyunca Hatice’den ayrılmanı emreder. 
 
   Hz. Peygamber (s.a.v.) Ammar bin Yâsir’i Hatice’ye göndererek ilahi emri O’na da bildirdi. Resulüllah kırk gün boyunca ibadet etti. Gündüzlerini oruçla, gecelerini de namazla geçirdi. Kırk günün sonunda Cebrail geldi ve şöyle dedi: 


SAYFA ● 26 ● HZ.FÂTIMA'NIN ANNESİ HZ.HATİCE

    Ey Muhamed! Yüceler yücesi Rabbin orucunu bu yemekle açmanı emrediyor. 
 
   Peygamberimiz (s.a.v.) bu yemeği doyuncaya kadar yedi ve kanıncaya kadar su içti. Sonra namaz kılmak için ayağa kalktı. Cebrail yanına geldi ve şöyle dedi: 
 
   Hatice’nin evine gidinceye kadar şu anda namaz kılman Sana haramdır. Çünkü Yüce Allah bu gece Senin sülbünden tertemiz bir zürriyet yaratmaya söz vermiştir. 
 
   Resulüllah (s.a.v.) derhal yerinden kalkarak Hatice’nin evine gitti. 
 
   Hz. Hatice (a.s.) anlatıyor: 
 
   “Yalnızlığa alışmıştım. Gece karanlığı çökünce başımı örter, üzerime geniş giysimi alır, kapımı kilitler ve namazımı kılıp virdirni yerine getirdikten sonra çıramı söndürürdüm. Sonra da yatağıma uzanırdım. O gece yarı uyumuş, yarı uyanık bir halde iken, birden Peygamber geldi ve kapıyı çaldı. “Muhammed’den başka kimsenin çalmadığı halkadan kapıyı çalan kimdir?’ diye seslendim. 
 
   Resulüllah tatlı ve yumuşak bir ses tonuyla bana seslendi: “Kapıyı aç ey Hatice! Ben Muhammed’im.’ Kapıyı açtım ve Peygamber eve girdi. Gökleri olduğu gibi tutan ve suyu yerden çıkaran Allah’a yemin ederim ki, daha Peygamber benden uzaklaşmamıştı ki Fâtımâ’nm ağırlığını karnımda hissettim.”27 
 
   ▪1-“Hatice (as.) şöyle anlatıyor: 
 
   O gece eskisi gibi evin kapısını kapadım ve yatağın üzerinde istirahat ediyordum. Aniden kapının çaldığım duydum. “Kimsiniz? Muhammed (sav)’den başka hiçbir kimse bu kapıyı çalmaya lâyık değildir’ dedim. Peygamberin (s.a.v.) yüreğe yerleşen sesi duyuldu ve şöyle buyurdu: “Kapıyı aç, Ben Muhammed’im.’ Koşarak kapıyı açtım, güler yüzle eve girdi. Ve o gece Fâtımâ’nın nuru babanın sülbünden anne rahmine dahil oldu.”28 

▪27 - Bihar’ül-Envar, c. 16, s. 79-80 ▪28 - Bihar’ül-Envar, c. 16, s. 78 


SAYFA ● 27 ● HZ.FÂTIMA'NIN ANNESİ HZ.HATİCE

   Taberani’den naklen Hz. Aişe’nin şöyle dediği rivayet edilir: “Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 
 
   Mirac’a götürüldüğümde Beni cennete dahil ettiler ve Ben cennet ağaçlarından birinin altında durdum; öyle bir ağaçtı ki, cennette onun gibi güzel, yaprakları beyaz ve meyvesi hoş olan bir ağaç görmemiştim; onun meyvesinden alıp yedim; bu benim sülbümde nutfeye dönüştü; yeryüzüne döndüğümde Hatice ile bir araya geldim ve O, Fâtımâ’ya hamile kaldı. O zamandan ben' ne zaman cennet kokusunu arzulasam Fâtımâ’yı kokluyorum.”29 
 
   “Cebrail, cennetten bir elma getirdi, Ben onu yedim ve Hatice ile bir araya geldim. O Fâtımâ’ya hamile oldu. Bir müddet sonra Hatice, “Benim hâlim çok hafiftir ve Sen yanımdan ayrıldığında karnımdaki bebek benimle konuşuyor’ dedi.”30 
 
   ▪4-“Mirac’a götürüldüğüm gece, Cebrail (a.s.) bir cennet ayvasını bana getirdi. Ben onu yedim ve Hatice Fâtımâ’ya hamile oldu. 
 
    Bu yüzden Ben cennet kokusuna iştiyak duyduğumda Fâtımâ’nın boynunu koklardım. ” 31  
 
   ▪5 - Hatib-i Bağdadi, Hz. Aişe’den şöyle rivayet etmektedir: 
 
    “Ben Resulüllah (s.a.v.)’e, “Neden Fâtımâ (a.s.) geldiğinde O’nu öpüyorsun’ dedim. Resulüllah (s.a.v.): 'Ey Aişe, Ben Mirac’a götürüldüğüm gece, Cebrail Beni cennete götürdü ve orada Bana bir elma verdi; Ben onu yedim; O Benim sülbümde nutfeye dönüştü. Yeryüzüne indiğimde Hatice ile bir araya geldim. İşte Fâtımâ (a.s.) o nutfeden dünyaya geldi. o, insan şeklinde olan bir huri (cennet hanımı) dır. Cenneti arzu ettiğim vakit onu öpüyorum’ dedi.” 32 
 
    Biz bu hadislerle ilgili bir bilgiyi de aktarmak istiyoruz ki, Mirac 

▪29 - Suyüti,Ed-Durrü’l-Mensur
▪30 - Taberî, Zehairü’l-Ukba, s. 44 
▪31 - Hakim, Müstedrekü’s-Sahihayn c. 3, s.156, Sa’d ibn Mâlik ▪32 - Tarih-i Bağdadi, c. 5, s. 87 


SAYFA ● 28 ● HZ.FÂTIMA'NIN ANNESİ HZ.HATİCE
 
hadisesi, Hz. Hatice’nin vefat ettiği hüzün yılı olarak adlandırılan seneden sonra vukü bulmuştur. Dolayısıyla, Hz. Fatım nın (a.s) Mirac’dan sonra doğmuş olması imkansızdır. Bu manada, üçüncü hadis, yani Hz. Cebrail’in dünyaya cennetten bır meyve getirmesi daha doğru gözükmektedir. 


SAYFA ● 29 ● HZ.FÂTIMA'NIN ANNESİ HZ.HATİCE

   HZ. FATIMA ANNESİNİN KARNINDA KONUŞURDU 
 
   Hz. Hatice Peygamber Efendimizle evlendikleri zaman kırk yaşlarındaydı. Hz. Peygamber O’ndan, rivayetlere göre onbeş yaş daha küçüktü. Bu evlilik Kureyş kadınları arasında hoş karşılanmadı. Öyle ki, Hz. Hatice’nin komşuları O’nunla olan tüm ilişkilerini kestiler. 
 
    İmam-ı Sâdık şöyle rivayet eder: “Hatice, Resulüllah ile evlendiğinde Mekke’nin kadınları O’nunla ilişkiyi kestiler. Evine gitmiyorlar, O’na selam vermiyorlardı. Hiç kimsenin O’nun evine gitmesini istemiyorlardı. İleri gelen kadınlar Hatice’yi yalnız bıraktılar. O’nunla üns ve ülfetten iıntina ettiler. 
 
   İşte bu sebepten dolayı rahatsız ve gamlı idi. Artık yavaş yavaş yalnızlığa alışmıştı. Ama Fâtımâ’ya hamile olduğunda yalnızlık gamından kurtulmuş oldu. Karnındaki çocukla konuşuyor ve onunla hoşnut oluyordu.” 
 
    Bi’set’ten önce dahi “emin” olarak çağrılan, ağırbaşlılığı ve olgunluğu ile Arap toplumu içinde saygın bir yeri olan 


SAYFA ● 30 ● HZ.FÂTIMA'NIN ANNESİ HZ.HATİCE

    Hz. Muhammed (s.a.v), Mekke kadınlarınca fazilet olarak Hz. Hatice’den aşağı görülmüş olamaz. Zira, Hz. Hatice Tahire ise, Hz. Muhammed de Muhammed’ül Emin’dir. Bizim, bu tavır karşısında görebildiğimiz; herhalde kendinden onbeş yaş küçük bir eşle evlenmesinden duyulan kıskançlık olsa gerek... 

  Oysa yukarıda da değindiğimiz gibi, Hz. Hatice putlara tapılan bir dönemde dahi Hz. İbrahim’in dini üzere yaşamış ve büyük bir manevi arayış O’nun hayatını Hz. Muhammed ile birleştirmesine neden olmuştur. 
 
   1▪“Bir gün Resulüllah (s.a.v.) eve geldi ve Hz. Fâtımâ’yla konuşan Hz. Hatice’nin sesini duydu. Dedi ki, “Kiminle konuşuyorsun ey Hatice?” Hz. Hatice, “Şu an benim rahmimde bulunan cenin, ben evde yalnız kaldığım zaman, rahmin karanlığından benimle konuşur, sohbet eder’ dedi. Resulüllah gülümsedi ve şöyle dedi: Ey Hatice! Şu anda kardeşim Cebrail, seninle bu şekilde konuşanın Benim kızım olduğunu ve O’nun tertemiz kılınmış bir zürriyet olduğunu, Yüce Allah’ın O’nun adını Fâtımâ diye koymamı emrettiğini ve Yüce Allah’ın O’nun soyundan, mü’minleri hidayete ulaştıracak imamlar ortaya çıkaracağını söylüyor.”33 
 
    2▪Hz. Fâtımâ’nın annesinin karnında iken konuşması ile ilgili bir rivayet de, Kureyş müşriklerinin Resulüllah’dan Ay’ın yarılması mucizesini istemeleri sırasında olmuştur. O sırada Fâtımâ’ya hamile olan Hz. Hatice şöyle dedi: “Muhammed’i yalanlayanın ziyanı ne korkunçtur! O resullerin ve nebilerin en hayırlısıdır.” O sırada karnından Fâtımâ şöyle seslendi: “Anneciğim! Üzülme, korkma! Çünkü Allah, Babamla beraberdir.”34 
 
    3▪Hz. Fâtımâ doğmadan evvel Hz. Cebrail, Hz. Muhammed ve Hz. Hatice’ye müjde vermiş ve, “Ya Resulallah, Hatice’nin 

▪33 Tüsi, Es-Sâkıb â-Menakıb, s. 187 /▪34 Er-Ravzü’l-Faik, 314; El-Cennet’ül-Asime, s. 190 


SAYFA ● 31 ● HZ.FÂTIMA'NIN ANNESİ HZ.HATİCE

rahminde olan çocuk Senin neslini devam ettirecek olan değerli bir kızdır. O, vahiy kesildikten sonra da bu dinin imam ve önderlerinin annesidir.”35  
    Hz. Hatice Resulüllah’a en güzel mânâda sahip çıkmış ve karşılığında, kıyamete kadar devam edecek nübüvvet soyunun O’nun doğuracağı evlattan devam edeceği müjdesine ermıştır. 

▪ 35 - Delailü’l-İmamet, s. 8 


SAYFA ● 33 ● HZ.FÂTIMA'NIN ANNESİ HZ.HATİCE

   Hz. Hatice doğum sancıları sıklaştığı zaman komşularını ve Haşimoğulları’nın kadınlarını yardıma çağırdı. Ancak Hz. Muhammed ile olan evliliğini bahane ederek O’nu boykot eden kadınlar doğumuna da gelmeyeceklerini haber verdiler. 
 
   Böyle bir anda Cenab-ı Hak O’nu yalnız bırakmadı. Allah’ın melekleri ve insanlık tarihinin dört büyük kadını O’na yardıma gönderildiler. 
 
    1▪“Ey Hatice! Üzülme, biz Rabbin tarafından Sana gönderilmiş elçileriz. Biz Senin kardeşleriniz. Ben Sâre, bu da Mezahim kızı Asiye’dir. O Senin cennetteki arkadaşındır. Bu da İmran kızı Meryem’dir. Bu ise, Musa b. İmran’ın (a.s.) kızkardeşi Gülsüm’dür. Senin doğum esnasında çekeceğin zorlukları hafifletmek için Allah 
bizi Sana gönderdi.” 
 
    Böylece Hz. Hatice’nin biri sağında, biri solunda, biri önünde, biri de arkasında oturdu. Derken temiz ve pak olarak cennet gülü Hz. Fâtımâ doğdu. 


SAYFA ● 34 ● HZ.FÂTIMA'NIN ANNESİ HZ.HATİCE

    Hz. Fâtımâ doğunca, O’nun pak bedeninden bir nur Yükseldi. Bu nur bütün Mekke evlerine girdi. Önünde oturan kadın Hz Fâtımâ’yı aldı ve Kevser suyuyla yıkadı. İki beyaz hırka çıkardı Birini bedenine sardı, birini de üzerine örttü. Sonra Hz. Fâtımâ’yı konuşturmaya çalıştı. Hz. Fâtımâ şehadet getirdi ve bu kadınlara selam verdi. Kadınların her birini isim vererek selamladı. Kadınlar O’na gülümsediler. Dediler ki: “Ey Hatice! Temiz, pak, arı ve uğurlu olarak al O’nu. O’na ve soyuna bereket verilmiştir. ’ 
 
    Hz Hatıce sevınçle ve güler yüzle çocuğunu aldı. Göğsünü verdi. Derhal sütü kaynamaya başladı. ”36 
    2▪Siretü’l-Molla’dan rivayetle, Resulüllah’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğu nakledilmektedir: 
 
    “Cebrail Bana cennetten bir elma getirdi; Ben onu yedim ve Hatice ile bir araya geldim. O, Fâtımâ’ya hamile kaldı. Hatice, “Benim kolay bir hâlim var. Sen benim yanımdan ayrıldığında (ve Ben yalnız kaldığımda) karnımdaki çocuk Benimle konuşuyor’ diyordu. Hatice, doğum vakti geldiğinde Kureyş hanımlarına haber gönderdi. Ama onlar kabul etmeyip, “Muhammed (s.a.v.)’in hanımı olduğun için Senin yanına gelmeyiz’ dediler. Bu esnada aniden, güzellik ve nurları vasfedilemeyecek dört hanım Hatice’nin huzuruna geldi; 
 
onlardan biri, “Ben Senin annen Havva’yım’, diğeri, “Ben Meza'him kızı Asiye’yim’, öbürü ise, “Ben Musa’nın bacısı Gülsüm’üm’, dördüncüsü de, “Ben İmran’ın kızı ve İsa’nın annesi Meryem’im’ dediler ve sözlerine şunu eklediler: “Kadınların yapması gereken işi üstlenmek ve Sana yardım etmek için geldik’. Hatice diyor ki: Böylece Fâtımâ dünyaya geldi ve secde halinde yere düştü ama parmağmı göğe doğru kaldırmıştı.”37 


SAYFA ● 35 ● HZ.FÂTIMA'NIN ANNESİ HZ.HATİCE

   HZ. FATMA’NIN SÜTANNEYE VERİLMESİ KONUSU 
 
   O dönemin âdetlerinden olarak çocuklar sütanneye verildiği halde, Hz. Hatice Fâtımâ’yı sadece Kendisi emzirmiştir. 38 
 
   Ancak bazı kaynaklarda Hz. Fâtımâ’nın (a.s.) doğumundan yedi gün sonra süt anneye verildiği de kaydedilmiştir. 
 
   Resulüllah (s.a.v.)’in halası Safiye b. Abdulmuttalib’in cariyesi Selma isimli kadına verildiği yazılmaktadır. ” 

▪38 - Avâlimu’l-Ulum, 11/46 39 Abdu’l-Mün’im, Hatice Ümmü’l-Mü’minin, 71 


SAYFA ● 37 ● HZ.FÂTIMA'NIN ANNESİ HZ.HATİCE

   HZ. FATIMÂ'NIN DOĞUM TARİHİNE DAİR GÖRÜŞLER 
 
   Hz. Fâtımâ’nın doğum tarihi ile ilgili olarak Şii ve Sünni âlimler arasında farklı görüşler vardır. 
 
   Sünni âlimlere göre Hz. Fâtımâ, Bi’set’ten beş yıl önce doğmuştur. Taberî “Zehairü’l-Ukba” adlı eserde şöyle rivayet ediyor: 
 
   “Fâtımâ, Kureyş’in, Kâbe evini yapmakla meşgul oldukları yılda dünyaya geldi Ve o vakit Resulüllah (s.a.v.) 35 yaşındaydı.”40 
 
   Abdurrahman İbn-i Cevzi “Tezkiretü’l-Havas” isimli eserinde şunları yazıyor: 
 
   “Tarih yazarları Fâtımât’üz-Zehra’nın, Kureyş’in Mescid’ülHaram’ı yapmakla meşgul oldukları yılda yani Bi’set’ten beş yıl önce doğduğunu kaydetmişlerdir.”41 
 
    Meclisi “Biharü’l-Envar” adlı kitabında doğum tarihi ile ilgili olarak şöyle diyor: 

▪40 - Taberî, age., s. 53 41 Bkz. Abdurrahman İbn-i Cevzi, Tezkiretü’l-Havas, s. 306 


SAYFA ● 38 ● HZ.FÂTIMA'NIN ANNESİ HZ.HATİCE

   “Bir gün Abdullah ibn-i Hasan, Hişam ibn-i Abdul Melik’in yanına vardı. Kelbi de o mecliste hazır bulunuyordu. Hişam, Abdullah’a “Fâtımâ kaç yıl yaşadı?’ diye sordu. Abdullah da cevabında,“ 30 yıl’ dedi. Daha sonra aynı soruyu Kelbi’ye sordu. O da cevabında,“30 yıl’ dedi. Hişam, Abdullah’a dönüp, “Kelbi’nin sözünü duydun mu? Kelbi’nin nesebler hakkında bilgisi iyidir’ dedi. Abdullah da, “Ya emir’el-mü’minin! Annemin durumu benden, Kelbi’nin annesinin durumu da ondan sorulmalıdır’ dedi.”42 
 
    Mekatil’üt-Tâlibin’de yaş konusunda şöyle yazar: 
 
   “Fâtımâ, Bi’set’ten önce, Kâbe’nin bina edildiği yılda dünyaya geldi.”43 
 
    Şia kaynakları ise, imamlardan nakledilen hadisleri delil göstererek Hz. Fâtımâ’nın Bi’set’ten beş yıl sonra doğduğunu savunurlar. 
 
    “Ebu Bâsir, İmam Sâdık (a.s.) şöyle naklediyor: 
 
    “Cumade’l-âhira’nın yirmisinde, Resulüllah 45 yaşında iken o (Fâtımâ) dünyaya geldi. Sekiz yıl Mekke’de, 10 yıl da Medine’de babasıyla birlikte yaşadı. Değerli babasından sonra yetmiş beş gün hayatta kaldı. Cumade’l-âhira’nın üçüncü günü Hicret’in 11. yılında vefat etti.44 
 
   Kefami “Misbah” isimli eserde doğum yılı ile ilgili şöyle yazıyor: 
 
    “Fâtımâ, Bi’set’ten iki yıl önce, Cumade’l-âhira’nın 20’sinde Cuma günü dünyaya geldi.”45 
 
    Habib-i Secistani şöyle yazıyor: “Hz. Ebu Câfer’den (a.s.) şöyle buyurduğunu duydum: Hz. Muhammed’in kızı Fâtımâ, beş yıl 

▪42 - Meclisi, Biharü’l-Envar, c.43, s. 213 /▪43 Ebu’l-Ferec, Mekatil’üt-Tâlibin, s. 30 /▪44 Deıailü’l-İmamet, Taberî, s. 10 /▪45 Bihar, c. 43, s. 9 


SAYFA ● 39 ● HZ.FÂTIMA'NIN ANNESİ HZ.HATİCE

   Resulüllah’ın Bi’set’inden sonra doğdu. Vefat ettiğinde mübarek Ömründen 18 yıl ve 75 gün geçiyordu 46 
 
   Feraid’üs-Simtayn isimli eserde şöyle yazıyor: “Hz. Ebu Bekir ve Hz. Omer Resulüllah’tan Fâtımâ ile evlenmeyi rica ettiler. Hazreti Peygamber cevaplarında, “Daha küçüktür" buyurdu. Ama Ali ibn-i Ebi Tâlib Resulüllah’a (s.a.v.) Fâtımâ ile evlenme teklifinde bulunduğunda kabul etti.” 
 
   Bu rivayete göre eğer Hz. Fâtımâ Bi’set’ten beş yıl önce doğmuş olsa idi, 18 yaşında olurdu yani “küçük” olmazdı. Ama Resulüllah (s.a.v.) “küçüktür’ dediğine göre, Bi’set’ten beş yıl sonra doğmuş olması da muhtemeldir. 

▪ 46 - Usul’ül Kâü, c. 1, s. 457 

-